Almanız Gereken 10 Takviye

| Son gözden geçirme: 06/01/2014
Yazdır

Yüzlerce vitamin ve mineral arasından işinize yarayacak olanı bulmanız için özel bir rehber hazırladık. Siz derdinizi anlatın, biz de çaresini söyleyelim.

vitaminler-2

Söz besin takviyelerinden açıldığında, aklınızdan çıkarmamanız gereken ilk şey şudur: Stereoidlerden ve sağlığınızı herhangi bir şekilde tehlikeye atacağını düşündüğünüz her türlü üründen uzak durun! Takviyelerle ilgili aklınıza takılan en ufak bir şey olduğunda da bir uzmana danışmayı sakın ihmal etmeyin. Çünkü burada söz konusu olan sizin sağlığınız. Doğru besin takviyeleri kullanmak, sağlığınıza ek faydalar getirecektir. Gereksiz yere kullandığınız takviyelerse yüksek maliyetliye zengin içerikli idrar üretimi olarak size geri dönecektir. Unutmayın ki, besin takviyeleri vücudunuzun zayıf taraflarını güçlendirmek için alınır. Vücudunuzun zayıf noktalarım da sizden iyi k imse bilemez. Buyüzden en iyi karan siz vereceksiniz. Bizim görevimiz her zayıf nokta için en iyi seçeneği göstermek. İşte besin takviyelerin in yıldızlar takımı..

1) BOR MİNERALİ: Prostatı korumak için
Bor, sınırsız kullanım alanıyla daha şimdiden geleceğin stratejik ürünü olarak tanınıyor. Ağırlıklı olarak savunma ve uzay teknolojilerinin gelişiminde kendine yer bulan bor mineralinin erkekler açısından da stratejik bir rolü var. Yüksek miktarda alman bor minerali erkekleri prostat kanserinden koruyor. Hiç bor almayan erkeklerse, bu kanser türüne yüzde 65 oranla daha fazla yakalanıyor. Yani risk oldukça yüksek.

NE KADAR TÜKETMELİ? Günde 3 miligram. Bu miktar sizi prostat kanserinden korumaya yeter. ABD Tarım Bakanlığı’nm yaptığı araştırmalara göre, günde 3 miligram bor almanın hafızayı güçlendiriciye konsantrasyonu artırıcı etkisi de var.

İPUCU: Prostat kanserinden korunma amaçlı bazı ürünlerde bor minerali bulunsa da, tek başına bor minerali içeren besin takviyesi bulmakta zorlanabilirsiniz. Hemen üzülmeyin. İçinde bol miktarda bor bulunan kuru üzüm ve badem yiyin, stratejik öneminizi koruyun!

---------- r e k l a m ----------

2) KALSİYUM: Kilo vermek için
Bir erkeğin günlük kalsiyum ihtiyacı 1.000 miligramdır (bir bardak sütte 300 miligram bulunur). Ne var ki, pek çok erkek bu miktarda kalsiyum tüketmez. Oysa annenizin ta çocukluğunuzdan beri “süt iç çocuğum” diye peşinizde koşmakta ne kadar haklı olduğunu bilimsel çalışmalar doğruluyor. Araştırmalar yüksek miktarda kalsiyum tüketen erkeklerin, az miktarda kalsiyum alanlara göre daha kolay kilo verdiğini gösteriyor. Fazla kilolardan kurtulmak için kalsiyum almaya başlayın ama önce annenize bir telefon açıp “sen her zaman haklıydın” demeyi unutmayın.

NE KADAR TÜKETMELİ? 1.200 miligram kalsiyum nitrat almayı hedefleyin. Vücuttaki emilimi en üst düzeye çıkarmak için bu miktarı yarıya bölüp, gece ve gündüz şeklinde almaya bakın.

İPUCU: Eğer günde üç öğün süt ve süt ürünü tüketiyorsanız, yeterli miktarda kalsiyum alıyorsunuz ve fazlasına ihtiyacınız yok demektir. Günde 2.500 miligramı aşmanız sağlığınız için zararlı olabilir.

3) KROM: Diyabetten korunmak için
Krom, genellikle kas geliştirici bir besin takviyesi olarak bilinir ama aşırı kiloluysanız ya da ailenizde diyabet geçmişi varsa krom sizin için elzem demek-tir. Çünkü krom, vücudun insüline karşı hassasiyetini artırarak kan şekerini kontrol altına almayı sağlar.

NE KADAR TÜKETMELİ? Günde 35 mikrogram (mcg). Özellikle üzerinde krom pikolinate yazan ürünleri tercih edin. Araştırmalarda en iyi sonuçları veren krom türü budur.

İPUCU: Dr. Richard Anderson, “Eğer hali hazırda diyabet hastasıysanız, günde 200 mikroiram krom almanız faydalı olabilir ama bu konuda mutlaka doktorunuza danışın” diyor. Dediğini yapın!

4) KOENZİM Q10: Enerji patlaması yaşamak için
Koenzim Q10 adını ilk kez kadınlara yönelik güzellik kremleriyle duymuş olabilirsiniz. Aslında bu, insan vücudunun ürettiği doğal bir madde. Temel işlevi ise hücrelerin enerji üretiminde rol almak… Sorun şu ki, ilerleyen yaşla birlikte vücudun koenziın Q10 üretimi düşüyor ve Q10 takviyesi kullanmaktan başka çare kalmıyor. Son araştırmalar bu maddenin başka marifetlerini de ortaya çıkardı: Koen-zim Q10, kansere, Parkin-son hastalığına, Huntigton seııdromuna ve kalp hastalıklarına karşı bir koruma kalkanı da sağlıyor.

► NE KADAR TÜKETMELİ? Araştırmacılar günde 100 miligram tüketmeyi öneriyor. Q10’u herhangi bir multivitamlnde ya da besindebulmanız mümkün değil. Sevgilinizin güzellik kremlerini de yemeyin lütfen!

İPUCU: Eğer kolesterol düşürücü olarak statin İçeren bir ilaç kullanıyorsanız. Q10 düzey iniz daha da düşecektir. Bu durumda, miktarı artırarak günde 200 miligram Q10 almayı düşünebilirsiniz.

5) KREATİN: Kaslarınızı ve belleğinizi güçlendirmek için
Wisconsin Tıp Fakültesi’nde görevli araştırmacıların elde ettiği bulgulara göre 2 ila 3 ay kreatin kullanan erkeklerin, bench press’te kaldırabildiği maksimum ağırlık ortalama 7 kilogram; squat hareketinde kaldırabildiği maksimum ağırlık ise ortalama 10 kilogram artmış. Avustralyalı araştırmacılar da sadece 6 hafta kreatin kullanmanın bile hafıza ve zeka testlerindeki sonuçları olumlu yönde değiştirdiğini bildiriyor.

NE KADAR TÜKETMELİ? Günde 5 gram. En iyi verimi alabilmek için pro te i n karışımının içine katmalısınız.

İPUCU: Bazı erkeklerin vücudu kreatine tepki vermez. Bu sorunu asmak için kreatinibol sekerle karıştırarak alın.

6) FOLİK ASİT: Alzheimer riskini azaltmak için
Gelecekte üzeri küçük notlarla dolu bir post-it cehenneminde yaşamak istemiyorsanız işte size iki sihirli kelime: Folik asit… Tıkalı arterleri açmak ve homosistein ( kendisi kanda pıhtı oluşma riskini artıran bir amino asit) seviyesini düşürerek beyne doğru giden kan akışını hızlandırmak folik asitin en önemli yararları arasında yer alıyor, isveçli bilim adamları, Alzheimer hastalarında folik asit eksikliğine sıkça rastlandığım söylüyor.

NE KADAR TÜKETMELİ? Günde 500 mikrogram folik asit, homosistein düzeyini yüzde 18 oranında düşürür. Turunçgiller, fasulyegiller, tahıllar ve tam tahıllı ekmeklerde bulunur.

İPUCU: Bazı ülser ilaçları, vücuttaki folik asit düzeyini düşürebilir. Bu ilaçlardan kullanıyorsanız alacağınız folik asit takviyesinin miktarı da haliyle değişmelidir.

7) GLUKOZAMİN: Eklemleri yağlamak için
Yaşınız ilerliyor ve size kötv bir haberimiz var: Eklemlerinizdeki kıkırdak yoğunluğu, 19 yaşınızdaki gibi değil. Keşke eklemlerimizi de iki damla yağla aşınmalara karşı koruyabilseydik, değil mi? Ancak her şeyin bir çaresi var ve kıkırdakların daha fazla hasar görmesini engellemenin, hatta yeni kıkırdak üretiminin yolu da yengeç ve ıstakoz kabuklarından elde edilen glukozamin adlı amino şekerden geçiyor. Eklem problemleri yaşayan 200 kişi üzerinde 3 yıl boyunca uygulanan ve sonuçları Laı cet dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, gluko zamin eklem ağrılarını ve tutulmalarını % 25 oranında azaltıyor.

NE KADAR TÜKETMELİ? Günde 1500 miligram. Glukozam inle kondroitini birlikte sunan ürünleri tercih edebilirsiniz.

İPUCU: AvustralyalI bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre glukozamin içeren bir merhemi hassas bir eklem üzerine haricen uygulamak bile acıyı azaltıyor.

8) OMEGA 3: Kalbinizi korumak için
Omega 3 yağ asitleri kan basıncını ve trigliserit seviyelerini düşürür ve kalp atışlarını düzenler. Omega 3 kanın yoğunluğunu azaltarak kan pıhtısı ve damar tıkanıklığı riskini de bertaraf eder. Araştırmalar yüksek Omega 3 seviyesine sahip erkeklerin kalp krizinden ölme ihtimalinin azaldığını da gösteriyor. Eğer, kalbinizle ilgili tek endişeniz sevgilinizin kalbinizi kırmasıysa sizin için en gerekli takviye Omega 3 olmayabilir.

► NE KADAR TÜKETMELİ? Sağlıklı insanlar için günde 1.000 mg yeterlidir. Kalp sorunları yaşayanlar, doktor onayı ve gözetimi altında olmak şartıyla 2.000 ila 4.000 miligram Omega 3 alabilirler.

► İPUCU: Omega 3 haplarını yemeklerle birlikte alırsanız, midenizden sürekli balık kokusu gelmesini önleyebilirsiniz. Pek çok markanın omega 3 hapları mevcut.

9) SELENYUM: Kanserden korunmak için
“Başka hiçbir besin, kanseri önlemekte selenyum kadar etkili değildir” diyor ABD Tarım Bakanlığı Beslenme Araştırmaları Merkezi’nin yöneticisi Dr. Gerald Combs. Combs’un bizzat yönettiği bir araştırmanın sonuçlarına göre ne kadar çok selenyum tüketilirse; prostat, kolon ve başka bazı kanser türlerine yakalanma yüzdesi de o oranda düşüyor. Çünkü selenyum, kanser hücrelerini “intihara teşvik ederek” bu hücrelerin kendi kendilerini yok etmesini sağlıyor.

NE KADAR TÜKETMELİ: Günde 200 mikrogram yeterli ama hasta olduğunuzda biraz daha fazla almanız yerinde olacaktır. North Carolina Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, düşük dozda alınan selenyumun grip hastalığının şiddetini artırdığını gösteriyor.

İPUCU: Selenyumu doğal yollardan tüketmek isterseniz bol bol salatalık yiyin.

10) E VİTAMİNİ: Yaşlanma etkilerini geciktirir
En popüler antioksidanlardan biri olan E vitaminini faydaları ise “say say bitmez” denecek türden. Tufts Üniversitesi’nden beslenme profesörü Jeffrey Blumberg konuyu şöyle özetliyor: “E vitamini, kalp hastalığına, kansere, bazı göz hastalıklarına ve hatta Alzheimer’a yakalanma riskini azaltır”.

NE KADAR TÜKETMELİ: Günlük beslenmenin bir parçası olarak E vitamini tükettiğimiz için maksimum 400 IU yeterli olacaktır. Daha fazla kabuklu yemiş yiyerek, vücudunuza giren E vitamini miktarını artırabilirsiniz.

İPUCU: Sentetik E vitamini (dl-alfa tokoferol) yerine doğalını (d-alfa tokoferol) tercih edin.

EFSANELERE KANMAYIN

Takviyelerle ilgili en büyük 3 yanılgı

1) İyi beslenirsem takviye ihtiyacım olmaz
Ne kadar dengeli ve çeşitli bir beslenme programı izlerseniz izleyin, hayatınızın bazı dönemlerinde yiyeceklerden yeterli miktarda alamayacağınız vitamin ve mineralleri takviyeler yoluyla telafi etmeye ihtiyacınız olabilir.

2) Ömür boyu aynı takviyeye devam edebilirim
Pek çok kişi ken -ine uygun takviyeyi kez bulunca bur a ömür boyu devam etmenin yararlı olduğunu düşünür. Oysa zaman geçtikçe sağlık ihtiyaçlarınız da değişir. Bu yüzden takviye planınızı periyodik olarak gözden geçirmelisiniz’

3) Her bitkisel takviye tek bir işe yarar
Sentetik ilaçlar tek bir problemi hedeflemek için tasarlanır. Ancak bitkisel ürünlerin bünyeye birden fazla etkisi olabilir. Örneğin sarımsak doğal bir antibiyotik olduğu gibi, kalp sağlığınızı da korur.

Kaynak: Men’s Health (01.2014)

Yazdır

İlginizi çekebilecek diğer başlıklar:

Etiketler: , , , , ,

Kategori: ERKEK SAĞLIĞI, SAĞLIKLI YAŞAM

  • RSS
  • Twitter
  • Facebook
  • YouTube