Melena (Makattan Siyah Kan Gelmesi)

| Son gözden geçirme: 05/04/2011
Yazdır

 

Midede ve bağırsakların üst bölümlerindeki ağır kanama­lardan sonra görülen melena siyahımsı koyu renkte, ya­pışkan ve kötü kokulu dışkı çıkarılmasıdır. Siyah renk sin­dirim süreci ve bağırsaktaki maddelerin kokuşması sırasında hemoglobinin hematine dönüşmesinden kaynaklanır. Melena her zaman önemli bir hastalığın göstergesidir. En sık rastlanan nedenleri mide ve incebağırsak ülserleri, tümörler ve ağır pıhtılaşma bozukluklarıdır. Ba­zen kanama olmadan da dışkı siyahımsı görünür. Örneğin, karbon ve bizmut içeren bazı ilaçların alınmasından sonra dışkı siyahımsı bir renk alabilir. Bu durumda dışkıda kan aramaya yönelik incelemelerin yapıl­ması gerekir. Dışkı rengi ilaca bağlıysa uygulanan kimyasal tepkime testleri olumsuz sonuç verecektir.

Kanama sindirim sisteminin son bölümü olan kalınbağırsaktan kay­naklanıyorsa hemoglobin hematine dönüşmez ve dışkı parlak kırmızı bir renk alır. Bu durumda artık melena değil, bağırsak kanaması (enteroraji) söz konusudur. Sindirim kanalının üst bölümlerinden kaynaklanması­na karşın dışkıya melena görünümü vermeyecek kadar az olan kan kay­bına “gizli kanama” denir. Bu durum ancak yukarıda belirtilen kimyasal testlerle saptanabilir. Yapılan testler besin kökenli hemoglobin türevle­rinden ötürü yanıltıcı sonuçlar verebileceğinden küçük kanamaların ke­sin olarak belirlenebilmesi için hastaya üç gün süreyle et ve et ürünleri yememesi önerilir. Bu sürenin sonunda yeniden dışkıda gizli kan aranır. Küçük kanamalar varsa test sonucu olumlu (pozitif), yoksa olumsuz (ne­gatif) çıkacaktır.

Erişkinde Mide-Bağırsak Kanamalarının NedenleriMELENA

  • Yemek borusu hastalıkları: Kapı toplardamarı yüksek tansiyonuna ( portal hipertansiyon) bağlı ikincil varisler, yemek borusu iltihabı (özofajit) ve peptik ülser, iyi ve kötü huylu tümörler.
  • Mide ye onikiparmakbağırsağı hastalıkları: Peptik ülser mide iltihabı (gastrit) ve aşınması, midenin iyi ve kötü huylu tümörleri, onikiparmakbağırsağı kanseri, ayrıca divertikül (sindirim kanalının herhangi bir yerinde dışarıya balonlaşma), frengi, verem, normal yeri dışında (heteropik) pankreas dokusu oluşumu gibi çeşitli nedenler.
  • İncebağırsak hastalıkları: İyi ve kötü huylu tümörler, Meckel divertikülü, bağırsak iltihapları.
  • Kalınbağırsak hastalıkları: İyi ve kötü huylu tümörler, divertikül oluşumu ve iltihabı (divertikülit), ülserli kolit, Crohn hastalığı, iskemik bağırsak hastalığı, ayrıca kılcal damar gruğlarında genişleme (telanjiektazi), ışınlanmaya bağlı kolit gibi çeşitli nedenler.
  • Pıhtılaşma bozuklukları ve kanamalar: Alyuvar sayısında artış (polisitemi), lenfoma lösemi, B12 vitamin eksikliğine bağlı kansızlık (pernisyöz anemi), purpura (doku içine kanama), hemofili, kanda protrombin eksikliği (hipoprotrombinemi), miyelom, hemofili B ya da IX. faktör eksikliği.
  • Kan damarı hastalıkları: Kalıtımsal kanamalı telanjiektazi, boşluklu hemanjiyom (kan damarı tümörü).
  • Genel hastalıklar: Amiloidoz, sarkoidoz, bağdoku hastalıkları, üremi.

Bağırsak kanaması anlamına gelen enteroraji dışkıda kan bulunmasını ya da makattan kan gelmesi biçiminde görülür. Kanın rengi parlak kırmızıysa kanama bağırsağın son bö­lümlerinden kaynaklanmıştır. Kan sindirim kanalının daha üst bölümle­rinden geliyorsa sindirim salgılarının etkisiyle değişikliğe uğrar ve dışkı­ya siyah bir renk verir. Bu durum melena olarak adlandırılır. Bağırsak kanamalarının birçok nedeni vardır. Hemoroit (basur) en sık rastlanan nedenlerden biridir. Fistüller ve anüsteki çatlaklar da dışkıda kan bulun­masına yol açabilir. Bağırsağın son bölümünden kaynaklanan kanama­ların öbür nedenleri arasında kalınbağırsağın iyi ya da kötü huylu tü­mörleri, ülserli kolit, amip ya da bakteriye bağlı kolit (dizanteri) ve kalınbağırsak divertikülleri sayılabilir. Sindirim kanalının daha üst bö­lümlerinden kaynaklanan kanamaların başlıca nedenleri ise mide ve ye­mek borusu varisleri, peptik ülser, gastrit ve mide aşınmasıdır. Kanama ayrıca kan hastalıklarına, tifoya ve tedavi amacıyla alınan çeşitli ilaçla­ra bağlı olabilir. Belirtiler öncelikle kanamanın şiddetine ve ortaya çıkış hızına bağlıdır. Hafif olgularda baş dönmesi, soğuk terleme, bayılma, nabızda hızlanma görülür. Kanama şiddetliyse ölümle sonuçlanabilen şok durumu ortaya çıkar. Şiddetli ya da hafif her çeşit bağırsak kanama­sı acil tedavi gerektirir. Tedavide hastanın kesin olarak dinlenmesi ve yi­tirdiği sıvıyı geri kazanması sağlanır; kanı pıhtılaştırıcı ilaçlar verilir. Duruma göre kan nakli de gerekebilir.

Kan Kaybının Miktarı ve Önemi

Hastanın genel durumuyla, belirtilerin değerlendirilmesi ve bazı incelemelerin yapılması, yaklaşık ne kadar kan yitirdiğinin anlaşılmasını sağlar. Belirtiler kan kaybının hızına ve miktarına bağlıdır. Kan kaybı 1-2 saatte 500 cc’yi aşmazsa genellikle belirli bir bo­zukluk yaratmaz. Ama aynı süre içinde 1.500-2.000 cc’yi bulursa ölüme yol açabilir. Dolaşımdaki kan miktarının yarısını 10 saat içinde yitiren hastaların yüzde 10’u ölür. Kan kaybı 500 cc’yi geçtiği zaman önce atar ve toplar damarlarda refleks büzülmeler görü­lür. Atardamarlardaki daralma sonucunda yaşamsal önemi daha az olan bölgelere (örneğin sindirim sistemi, kas, deri) giden kan azalır. Toplardamarlardaki daralma ise karaciğer, dalak gibi organlarda depo edilmiş kanın dolaşıma girmesini ve kalbe daha fazla kanın dönmesini sağlar. Bu mekanizma kalpten yeterli miktarda kanın pompalanmasına yöneliktir. Damarlardaki daralma kan kay­bını dengelediği sürece, sistolik kan basıncı normal kalır. Ama mekanizma yetersiz kalınca kan basıncı düşer ve nabız hızlanır (taşikardi). Hasta başlangıçta tansiyon düşmesini yatar konumdan ayağa kalkarken fark eder; başı döner ya da bayılacak gibi olur. Ka­nama çok artar ve kandaki alyuvarlann yüzde 40’mdan fazlası yitirilirse şok durumu gelişir. Deride solgunluk ve soğuk ter görülür. El ve tırnaklar balmumu gibi solduğunda yaklaşık bir litre kan yitirilmiştir. Hastada taşikardi, sıkıntı, sık ve yüzeysel soluma, su­suzluk duygusu gibi belirtiler ortaya çıkar. Diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) alınamaz. İdrar yapma durur, vücut sıcaklığı yükselir. Hemen tedaviye girişilmezse şok geriye dönüşsüz evreye girer ve oksijensiz kalmaya bağlı ağır bozukluklar gelişir. Miyokart enfarktüsü, böbreklerde doku ölümü, beyin ve ağtabakada (retina) yıkım, karaciğer yetmezliği olanlarda karaciğer koması bun­lara örnektir.
Yazdır

İlginizi çekebilecek diğer başlıklar:

Etiketler: , , , , , , ,

Kategori: BELİRTİLER

  • RSS
  • Twitter
  • Facebook
  • YouTube