Meme Kanseri

| Son gözden geçirme: 29/04/2011
Yazdır

Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Bütün kanserler gibi meme kanseri de bir noktada başlayıp aylar ve yıllar içinde daha da büyür. Daha sonra vücudun diğer bölgelerine lenf sistemi ve ve kan dolaşımı yoluyla metastaz (yayılma – hastalık yayıcı hücrelerin kan dolaşımı yoluyla vücudun bir bölümünden diğerine geçmesi) olabilir; nihai olarak da hastalığa ve ölüme sebep olur. Kanserli tümörlerin, kendi kendine muayene yöntemi ve mamogramlar sayesinde erken teşhis edilmesi, meme kanserine karşı en iyi korunma yolunuzdur.

Aşağıdaki etkenlerden her biri meme kanseri riskinizi artırabilir: 40 yaşının üzerinde olmak; meme kanserine yakalanan kız kardeş, anne veya kız çocuğa sahip olmak; 12 veya daha erken yaşta adet görmeye başlamak; 55 veya daha ileri yaşta menopoza girmek; hiç hamilelik dönemi geçirmemek; 3 yıl veya daha uzun süreyle hormon tedavisi görmek; radyasyona maruz kalmak; veya daha önce meme kanserine yakalanmış olmak.

Bunlardan başka, kadında meme kanseri riskini arttıran bazı genler keşfedilmiştir. Yine de, şimdiye kadar böyle tanımlanan genler meme kanserlerinin sadece küçük bir parçasından sorumlu gibi görünmektedir.

Menopoz öncesi dönemdeki kadınlarda, insüline benzer büyüme faktörü-1 (IGF-1) adlı bir hormonun yüksek seviyede olması, yüksek meme kanseri riskine işaret edebilir. Ancak, meme kanseri taramasında bu testin önemi henüz kanıtlanmamıştır.

Tedavinin seyri ve iyileşmenin geleceği şu etkenlere bağlıdır: yakalandığınız meme kanserinin türü, kanserin evresi (sadece memede olup olmaması ya da vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmaması açısından) ve kanserin diğer memede de varolup olmaması. Genel sağlık durumunuz da önemli bir etkendir.

---------- r e k l a m ----------
  • Belirtiler

Meme kanserinin dıştan görünen en yaygın belirtisi, genellikle meme içindeki hareketsiz ve ağnlı veya ağrısız olabilen sert kitle bulunmasıdır. Kitle üzerindeki deri, çukurlaşmış (portakal kabuğu gibi) ya da kanserin yayıldığı bölgelerde içerlekleşmiş görünebilir. Meme başı tersine dönmüş (içe batmış) olabilir ve içinden koyu renkli bir sıvı sızdı-rabilir. Kolunuzun altında hissedeceğiniz herhangi bir kitle, meme dokusundan kolunuzun altındaki lenf bezlerine yayılmakta olan kanserin işaretçisi olabilir,

  • Tedavi

Memenizde veya koltukaltınızda bir kitle ya da memelerinizin dıştan görünümünde değişiklikler fark ederseniz doktorunuza başvurun. Doktorunuz meme muayenesi yapacak ve belki mamogram veya biyopsi önerecektir. Kanser sadece, biyopsiyle doku veya sıvı alındıktan sonra teşhis edilebilir.

Eğer doku örneğinde kanser hücreleri mevcutsa, habis dokudan alınan hücrelere başka testler (estrojen ve progesteron reseptör (alia) testleri yardımıyla) yapılacaktır. Bu testler hücrelerin yüzeylerinde estrojen reseptörleri veya progesteron reseptörleri adı verilen kimyasalların olup olmadığını (çoğu meme kanseri hücresinde olabilir) saptayacaktır. Bu reseptörlerin var olması, kanserin estrojen ve proges-teronun etkisine açık bırakılmak suretiyle ilerlemesinin tetiklenebileceği anlamına gelmektedir.

Östrojen reseptörlerini engelleyen ilaçlar – tamoksifen ve raloksifen – östrojenin kanseri ilerletmesini önler. (Progesteron engelleyici ilaçlar henüz test edilmemiştir. ) Östrojen-engelleyici ilaçlarla en olumlu gelişme 50 yaş üzerindeki kadınlarda yaşanmıştır ama 50 yaş altı kadınlarda da etkili olduğu görülmüştür.

Yüzeylerinde hormon reseptörleri olmayan meme kanseri hücreleri hormon-engelleyici tedavilere cevap vermez. Kanser hücrelerinizin hormona duyarlı olup olmadığını belirlemek, sizin ve doktorunuzun, hastalığınızın dış görünümünü değerlendirmenize yardım edebilir ve tedavi seçiminizi etkileyebilir.

Meme kanseri hücrelerindeki bir proteine saldıran trastuzumab adı verilen genetik yapısı değiştirilmiş antikorun, kanserin ilerlemesini en az 1 yıl boyunca yavaşlattığı kanıtlanmıştır. Osteoporozu (kemik erimesi) önlemek için kullanılan klodronat adlı bir ilaç, metastazların (orijinal tümörden kemiğe yayılma) (kanser hücrelerinin bir organdan diğerine geçmesi) ilerlemesini yavaşlatabilir ve hatta yeni metastaz sayısını da azaltabilir.

Meme kanserinde tedavi yötemleri şöyledir;

Ameliyat. Tümörün (lumpektomi) alınması ya da tümör ve çevresinin veya bütün meme dokusunun alınması (mastektomi) yöntemidir.

Radyasyon tedavisi. Radyasyon, ameliyattan sonra, kalan kanser hücrelerini yok etmek için uygulanan bir yöntemdir.

Kemoterapi. Kemoterapi, tümörün anti-kanser ilaçlar verilerek tedavi edilmesidir. Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek ve yayılmalarını önlemek veya kanser amansız durumdaysa, ağrı ve rahatsızlığı gidermek için, ameliyatla ve/veya radyasyonla birlikte uygulanır. Bu ilaçlar, tablet, sıvı, enjeksiyon veya intravenöz infüzyon (damar içine zerk etme) şeklinde alınabilir.

Hormon tedavisi. Meme kanseri hücreleri çoğunlukla, bazı hormonlara maruz kaldığında hücreleri bölüp çoğaltan kimyasallar olan hormon reseptörlerine sahiptir. Tamoksifen, östrojenin meme kanserini ilerletme yeteneğini engelleyen bir ilaçtır. Aromataz inhibitörleri, kandaki östrojen seviyesini azaltan diğer ilaçlardır. Raloksifen, henüz kanıtlanmamış olmasına rağmen, bazı araştırmaların meme kanseri riskini azaltabileceğini öne sürdükleri bir “yaratıcı östrojen”dir.

Biyolojik tedavi. Biyolojik tedavi, kanserle savaşan belirli tip beyaz kan hücresi türlerini artırmak için vücudun bağışıklık sistemini kullanan deneysel bir tedavi yöntemidir.

Kemik iliği transplantasyonu. Yüksek dozda kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmekte çok başarılı olsa da genellikle kan hücrelerinin üretildiği alan olan kemik iliğini yok eder. Kemik iliği transplantasyonu yüksek dozdaki kemoterapiden sonra yok olan kemik iliğini yenileyen deneysel bir yaklaşımdır.

Yumurtalık ablasyonu. Yumurtalıkların sürekli östrojen ve progesteron üretmesi bazı tümörlerin büyümesini harekete geçirir. Yıllar boyunca, yumurtalıklar ameliyatla alınmış veya meme kanseri tedavisinin bir parçası olan radyoterapiyle harap edilmiştir. Günümüzde artık, yumurtalıkların östrojen ve progesteron üretmesini durduran goserelin adlı bir ilacın yaralı olduğu kanıtlanmıştır.

  • Meme Kanserinin Evreleri

Evre I: Tümörün çapının 2 cm’den küçük olduğu ve meme dışına yayılmadığı evre.

Evre II: Tümör çapının 2 ila 5 cm arasında olduğu, ya da çapının 2 cm.den küçük ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmış olduğu, ya da çapının 5 cm’den geniş ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmamış olduğu evre.

Evre IIIA: Tümör çapının 5 cm’den geniş ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmış olduğu, ya da çapının 5 cm’den küçük ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmış olduğu ve lenf bezlerinin birlikte büyüdüğü veya diğer yapılara eklendikleri evre.

Evre IIIB: Memeye yakın diğer dokulara (örneğin; kaburga kemikleri ve kaslar da dahil göğüs duvarına) yayıldığı, ya da göğüs kemiği boyunca göğüs duvarı içersindeki lenf bezlerine yayıldığı evre.

Evre IV: Tümörün çoğunlukla kemikler, akciğerler, karaciğer ya da beyin gibi vücudun diğer organlarına yayıldığı, ya da deriye veya köprücük kemiği yakınında boynun içersindeki lenf bezlerine yayıldığı evre.

  • Meme Kanserinin Cerrahi Tedavisi

Lumpektomi, meme dokusundan en az miktarın çıkarılmasıdır. Cerrah yalnızca kanserli kitleyi, etrafındaki dokunun bir kısmını ve yakınındaki lenf bezlerinin bir kısmını alır. Kalacak yara izi kitlenin yeri ve büyüklüğü de dahil pek çok etkene bağlıdır. Bu nedenle, cerrahınıa bu işlemin ne tür bir yara izi bırakacağını sormalısınız.

Bu ameliyatı olmayı kimler düşünebilir? Yaptırdığı test sonuçları, kanserin memenin küçük bir bölgesine hapsolduğunu ve yayılma olasılığının olmadığını (genellikle I. veya II. evredeki kanser) gösteren kadınlar düşünebilir.

Nasıl yapılır? Cerrah lokal anestezi yaparak, kanserin yayılıp yayılmadığına karar vermek için, kanserli dokuyu, çevresindeki dokudan küçük bir miktarı ve kol altındaki lenf bezlerini çıkarır.

Ameliyattan sonra ne olur? Lumpektominin ardından hastalar bazen aynı gün evlerine dönerler ve genellikle de iki hafta içinde günlük rutinlerine geri dönebilirler. Ameliyatı 6 haftalık bir radyasyon tedavisi izler. Her üç ayda bir fiziksel muayene olmanız ve her 3 ila 6 ayda bir mamogram çektirmeniz gerekir.

Mastektomi, tek veya her iki memenin taamamen ya da kısmen çıkarılması işlemidir. Genel anestezi gerektiren büyük bir ameliyattır. Memeler ameliyat sırasında ya da daha sonra rekonstrüksiyon yoluyla yenilenebilir.

Bu ameliyatı olmayı kimler düşünebilir? Meme kanseri yayılmış, birden fazla kanserli kitlesi olan, çok büyük tümörleri olan veya lumpektomiden sonra çok kötü bir estetik sonuç almış kadınlar düşünebilir.

Nasıl yapılır? Genel anestezi altında bir insizyon yapılarak doku çıkarılır ve bir drenaj tüpü takılır. Ardından insizyonu kapatmak için dikiş atılır veya klips kullanılır. Dokuyla birlikte çıkarılan derinin replasmanı için deri dokusu nakli yapılması gerekebilir.

Ameliyattan sonra ne olur? Genellikle 2-5 gün hastanede yatarsınız. Drenaz tüpü ameliyattan 2 veya 3 gün sonra çıkarılabilir. Daha kalıcı bir meme implantı yerleştirilmeden önce derinin iyileşmesine olanak vermek için geçici protez meme takabilirsiniz veya implant, aynı ameliyat sırasında da takılabilir. Ameliyattan sonra ameliyat edilen bölgede veya kolda şişlik (lenfödem) meydana gelebilir. Lenfödem, sıvıyı drene eden lenf bezleri çıkarılmış olduğundan lenf ya da başka bir sıvının birikmesi sonucu meydana gelir.

Yazdır

İlginizi çekebilecek diğer başlıklar:

Etiketler: , , , , ,

Kategori: Kadın Hastalıkları

  • RSS
  • Twitter
  • Facebook
  • YouTube